HEPİMİZ ASLANIZ!!!!
Kategori: (GALATASARAY) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
Birgün komşuları hocaya :
-Hocam senin karın çok geziyor yahu! demişler.Hoca da;
-Çok gezseydi bize de uğrardı.Demiş.
Devamı falan yok konusu ana fikri,çıkarılması gereken dersler hepsi içinde....
Kategori: (mizah) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
| Kelliğin birinci nedeni
|
Kategori: (Yasam) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
Kategori: (spor) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı
Milliyet Gazetesi yazarı Güngör Uras, kredi kartlarıyla ilgili doğru bilinen yanlışları gözler önüne serdi. Kredi kartı borcunun ödenmemesi halinde vatandaşın başına ne gibi belaların da kaleme alındığı makale şu şekilde;
"Ayşe Hanım Teyzem soruyor: Bugünlerde halkımız kredi kartı faizinden yakınıyor. Başbakanımız kredi kartı kullananları azarlıyor. Nedir bu kredi kartı sorunu? Kredi kartı kullanan ne kadar faiz ödüyor? Kredi kartı borcu nasıl katlanıyor? Ayşe Hanım Teyzeme bilgi vermek için sordum, soruşturdum. Önce faizlerle ilgili temel bilgiyi vereyim.
Kredi kartı borçlarında bankaların alabilecekleri faiz oranlarının sınırını Merkez Bankası belirliyor. Daha önceki belirlemeye göre, kredi kartı borcunu kapatamayanlar ve taksitlendirenler için, en yüksek faiz aylık yüzde 4.39 idi. Buna yüzde 5 banka vergisi, yüzde 10 fon kesintisi ekleniyor. Aylık yüzde 5.05 ve yıllık yüzde 60.58 oluyordu.
Kredi kartı borçlarını zamanında ödeyemeyenler için gecikme faizi yüzde 5.14 oranında idi. Buna vergi ve fon eklenince aylık yüzde 5.91 yıllık yüzde 70.93 oluyordu.
Geçen cuma, bu faizler düştü. 1 Nisan’dan itibaren uzatmalarda en yüksek aylık faiz yüzde 3.96 olacak. Vergili ve fonlu aylık faiz yüzde 4.55’e, yıllık faiz yüzde 54.65’e yükseliyor. Gecikme faizi aylık olarak yüzde 4.71’e indirildi. Vergili ve fonlu aylık gecikme faizi aylık yüzde 5.42, yıllık yüzde 65 olarak uygulanacak.
Burada bir açıklama yapayım.
Kart işlemlerinde ‘faizin faizi’ uygulanmıyor. Birikimli faiz sorunu yok.
Bankaları dolaştım. Görevli hanımlarla (banka görevlilerinin nerede ise tamamı hanım) konuştum. Her banka farklı faiz uyguluyor. Ama genelde uygulama Merkez Bankası’nın belirlediği tavan faizi üzerinden yapılıyor.
Kart borcu faizi yüzde 54’i buluyor
- Taksitlendirme denilen uygulamada kart sahibi yüzde 54.65 yıllık faizle banka kredisi kullanmış oluyor.
- Halbuki bankadan doğrudan tüketici kredisi alıp borcunu kapatsa yıllık faizi yüzde 25.08 olacak.
Bu durumu dostum Ege Cansen eleştiriyor. Diyor ki,
- Borcunun tamamını hesap kesim tarihinden sonraki 10 gün içinde kapatamayan kart müşterilerine ait borçların, bankalar tarafından taksitlendirilmesi yanlıştır.
- Banka vadesinde ödenmeyen kartı iptal ederek, müşterisine yeni bir tüketici kredisi hesabı açsa idi, yıllık yüzde 25.08 faiz uygulayacak idi.
- Banka kartın ödenmeyen borcunu taksitlendirerek uzatınca yüzde 54.65 ‘erteleme faizi’ uyguluyor.
- Kredi kartı borçları ya hiç taksite bağlanmamalıdır. Bağlanıyor ise bankalar bu taksitleme işlemine, tüketici kredisine uygulanan ölçüde faiz uygulamalıdır.
Zamanında ödeyene faiz yok
Şimdi gelelim Ayşe Hanım Teyzem’in kredi kartı borcu faizinin nasıl işlediğine. Anlatılanları (yeni oranlara göre düzelterek) aktarayım.
- Diyelim ki Ayşe Hanım Teyzem 100 TL’lik harcama yaptı.
- Bankadan evine bir kâğıt geldi: “Hesap kesim tarihiniz 1 Nisan-Son ödeme tarihiniz 10 Nisan.”
- Ayşe Hanım Teyzem, 10 Nisan’da bankaya 100 TL verir ise ayrıca hiçbir faiz ödemiyor. Borcu kapanıyor.
Normal olanı budur. Çünkü kredi kartı bir borçlanma aracı değil, ödeme aracıdır. Eğer Ayşe Hanım Teyzem kredi kartı borcunu gecici bir sorun nedeni ile ödeyemiyor ise bankadan tüketici kredisi alır. Kredi kartı borcunu kapatır.
Kartta taksit, yüksek faize yol açıyor
Ayşe Hanım Teyzemin kredi kartı borcunu bir defada kapatmaya (1) Parası yok ise, (2) Tüketici kredisi alarak veya başka yerden para bularak da borcu kapatamadı ise bankadan yardım istiyor. (Mehmed Ali Bey... N’ooolur bana yardım et! diyor...) İşte o durumda ‘taksitleme’ devreye giriyor.
Kredi kartı borcunun uzatılmasına halk arasında ‘kredi kartı borcunun taksitlendirilmesi’ deniliyor.
- Ayşe Hanım Teyzem 100 TL borcunun tamamını ödeme günü ödeyemeyecek durumda ise, bankaya borcun en az yüzde 20’si kadar (20 TL) ödeme yapar ise, banka geri kalan borcunu yüksek faize bağlayarak yaşatıyor. (Faizi ödediği sürece geriye istemiyor!)
- Bu durumda kredi kartı iptal edilmiyor. Harcama sürdürülebiliyor.
- Borcun ödenmeyen kısmı için (toplam borcun yüzde 80’i için) aylık (vergili) yüzde 4.55, yıllık yüzde 54.65 oranında faiz işlemeye başlıyor.
n Bir ay sonraki ödeme tarihinde, ödemesi gereken toplam borç miktarı ne ise, tekrar onun da yüzde 20’sini ödeyerek borcunu (Yıllık yüzde 54.65 faiz yükü altına girerek) sürdürebiliyor. İşte buna ‘taksitlendirme’ deniliyor.
İcradan korkan taksite razı oluyor
- Ayşe Hanım Teyzem son ödeme tarihi olan 10 Nisan’da ödeme yapamaz ve de taksitlendirme talebi olmaz ise, banka kartı kullanıma kapatılıyor.
- Hesap kesim tarihi olan 1 Nisan’dan itibaren faiz işlemeye başlıyor.
- Faiz hesaplanırken, 1 Nisan - 10 Nisan arasında 100 TL borç için vergili yüzde 4.55, daha sonra 10 Nisan’dan başlayarak borcun yüzde 20’si için (20 TL) aylık (vergili) yüzde 5.42, borcun yüzde 80’i için yüzde 4.55 faiz işletiliyor.
- Ayşe Hanım Teyzemin borcuna, tamamını ödeyinceye kadar aylık yüzde 4.67, yıllık yüzde 56.03 faiz işlemeye başlıyor.
- Daha sonraki 2 ay ödeme yapılmadığında aynı şekilde faiz oluşuyor.
- 3 ayın sonunda da Ayşe Hanım Teyzem borcunu ödeyememiş ise, banka borç rakamına (100 TL) 3 aylık faizleri ekleyerek kanuni takibi başlatıyor. Ve de kredi kartını iptal ediyor.
- Önce noterden ihtarname geliyor. Ardından icra memuru kapıyı çalıyor.
- Ayşe Hanım Teyzem, kart borcunun 3 ay sonra ulaştığı rakam (ana para + faiz toplamı) üzerinden kanuni gecikme faizi ödemek zorunda kalıyor. Kanuni gecikme faizi (vergili) aylık yüzde 4.95, yıllık yüzde 59.35. Avukat masrafları ile mahkeme masrafları da faturayı büyütüyor.
Kötü olan kart değil, uygulama...
Tekrar edelim: Kredi kartı bir ödeme aracıdır. Borçlanma aracı değildir.
n Normal olan kredi kartı ile yapılan ödemelerden oluşan borcun bir ay içinde nakden ve tamamen ödemesidir. Bu durumda 1 kuruş faiz ödenmez.
- Normal olan kart sahiplerinin güçleri ölçüsünde harcama yapmalarıdır.
- Normal olan kart borcunu kapatmak için ve daha başka nedenlerle ihtiyacı olanların kart ile borçlanmak yerine, ‘tüketici kredisi’ kullanmalarıdır.
- Bizde kartla borçlanmak tüketici kredisi kullanmaktan güç olduğu için tüketici kolaya kaçarak kartla borçlanıyor.
-Ekonomik zorluklar, işsizlik, fakirlik içinde tüketici keyfinden değil ‘mecburiyetden’ kredi kartı ile borçlanmaya giderek daha fazla yükleniyor.
-Bankalar ise kredi kartı borcu faizinin cazibesi nedeniyle bu tür borçlanmalara göz yumuyorlar.
Taksitli satışların faizi fiyatın içinde
Ayşe Hanım Teyzemin merak ettiği bir başka konu da, firmaların kredi kartına nasıl taksit yaptıkları. Bir firma ilan ediyor: ‘Kredi kartına 12 ay taksit’ Bir başkası ‘Bizde 36 ay taksit var’ diyor.
Ayşe Hanım Teyzem ‘36 ay taksit’ ile satılan malı kredi kartı ile satın alır ve de kredi kartı borcunu, hesap ödeme tarihinde’ tamamen öder ise, bankaya hiçbir faiz ödemiyor. Satın aldığı malın bedeli 36 aya bölünerek her ay kredi kartı borcuna ekleniyor.
Ayşe Hanım Teyzem 36 ay süre ile mal bedelini faizsiz ödediğini sanıyor. Halbuki yanılıyor. Faizsiz kredi olmaz. Olamaz.
Taksitleme bir kredi işlemidir. Bunun da faizi vardır. Bu faizi sonunda Ayşe Hanım Teyzem ödüyor ama, faiz malın fiyatına eklendiğinden olan bitenden habersiz.
Taksitli satışlarda vadeli satılan malın taksit faizini bankaya satıcı firma ödüyor. Bu faizi de peşin peşin, satılan malın fiyatına bindiriyor.Ayşe Hanım Teyzem taksitli mal alırken faizi peşin olarak fiyatın içinde ödüyor.
İşte onun için Ayşe Hanım Teyzem ve de arkadaşları ‘Kredi kartına 12 ay... 32 ay... Taksitli Satış’ ilanlarına kanmamalı. Aldanmamalı. Bu durumda satış yapana şunları sormalı:
(1) Nakit ödeyerek alırsam, bunun fiyatı nedir?
(2) Taksitsiz, bir defada ödemeli kredi kartı ile alırsam , fiyatı nedir? O zaman fiyatın içindeki faizin yükü ortaya çıkar.
ALINTIDIR......
Kategori: (Yasam) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
İNANDIK BAŞARDIK!!!!

ONLARA HERŞEY YAKIŞIYOR !!!...

GALİBİYET SONRASI BİR GÖRÜNTÜ...

MAÇTAN ÖNCE ...
Akadaşları evlerinde annelerinin dizinin dibinde otururken onlar cumartesi pazar demeden, hafta içi kurslarına dersanelerine,devam edip diğer yandanda çalıştılar.Antremanlarını yapıp derslerinde de başarılı olup spor yapmanın derslere engel olmadığını bize gösterdiler.Takdir alanlar teşekkür alanlar hepsi birer yıldız adayı öğretmenleri ve antrenörleri olarak onlarla gurur duyuyorum.Gerçekten bizleri hiç üzmeden başarıya giden bu yolda bize destek veren aileleri,Şkb.Ufuk Bülent Yavuz İ.Ö.Okulu Müdürü Sayın Özgür KOCA Müdür yardımcıları Sayın Ali AY ve Bedri BAŞAK beylerede teşekkürü bir borç biliyorum.
BU YOLDA ASLA YALNIZ YÜRÜMEDİK ...
TÜRÜBÜN TERÖRÜNDEN UZAK DURARAK BİZİ UTANDIRMAYAN ...!
Bizi yalnız bırakmayan seyircimizede ayrıca teşekkür ederiz....
GÜLMEK SİZE YAKIŞIYOR...
BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA BERABER ISLANDIK YAĞAN YAĞMURDA...!
Değerli meslek taşım Fatih UYKUZ bey ve okulumuzun değerli emektarı Salih amcamızada binlerce teşekkür ederiz....
Ş.kb.UFUK BÜLENT YAVUZ İö.OKULU
BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ
ATİLA AYDOĞAR
SEVGİLERİMLE...
Kategori: (spor) | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı
Foster'a göre çocukların daha fazla uyuyabilmesi gerekiyor ve okulların başlama saatleri öğleye çekilirse öğrencilerin başarı oranı da artacak.
'Pek çok okulda, günün optimal olmayan saatlerinde çocuklar eğitime başlıyor ve pek çok üniversite öğrencisinde yeterince uyuyamamakatan dolayı tehlikeli durumlar ortaya çıkıyor' diyen Foster, çocuklarda beyinlerinin gün içindeki uyanık kalma sürelerinin yaşları büyüdükçe arttığına dikkat çekiyor.
SÜREKLİ JET-LAG HALİ
Foster, şu anki uygulamalarda çocukların ˜sürekli jet-lag' halinde kaldıklarını belirtiyor ve bu duruma çözüm olarak okulların en azından saat 11'de başlamasını öneriyor.
Daha önce ABD'de yapılan araştırmalar, uykuyu düzenleyen melatonin hormonunun çocukların beyinlerinde yetişkinlere göre daha geç salgılandığını bu yüzden de çocukların biyolojik saatlerinin daha geç saatlere ayarlı olduğunu göstermişti.
Prof. Foster, çocukların biyolojik saatlerini iki ila dört saat arasında ötenlenmiş olduğıunu belirtiyor ve Almanya ve ABD'deki bazı uygulamalarda okul saatlerini öteleyemenin, öğrencilerin başarı oranının yükseldiğine dikkat çekiyor.
Kaynak:
ntvmsnbc.comKategori: (egitim) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR
Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.
Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.
YÜRÜYÜŞÜN 23 FAYDASI
Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır. 5-Kan basıncını düzenler.
Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
Şişmanlık riskini azaltır.
Sindirimi kolaylaştırır.
Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
Koordinasyona olumlu etki yapar.
Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
Dayanıklılığı artırır.
Yorgunluk duyumunu engeller.
Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.
Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar.
Moral, özgüven ve iyimserliği artırır
Kategori: (spor) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

Kategori: (Saglik) | Yorum (3) | Yorum yaz! | Bağlantı
|
|
| egitimspormizah grubuna kayıt ol |
| Bu grubu ziyaret et |

Blogcu ile yapıldı