Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı

KEL OLMAK İSTEMEYENLER DİKKAT!!!

22/8/2009
Kelliğin birinci nedeni

 

 

Sık sık saç taramanın kellik riskini artırdığı bildirildi.

İsrailli bir cildiye uzmanının yaptığı araştırma, çok sık taramanın saç derisini güçlendirmek yerine saç dökülmesine yol açabildiğini ortaya koydu. Araştırma kapsamında 14 kadın, haftalar boyu her gün tarama sırasında dökülen saç tellerini saydı. Sonuçta, saçın ne kadar fazla taranırsa o kadar fazla döküldüğü ortaya çıktı.

Haaretz gazetesinde yayımlanan araştırmanın sorumlusu Kudüs'teki İbrani Üniversitesinde görevli doktor Alexandre Kirdman, günde iki defa saç tarayan kadınların, günde bir defa saç tarayan kadınlara oranla üç kat fazla saç kaybettiklerini belirtti.

Kirdman, "Sonuç beni şaşırttı, çünkü tıp çevrelerinde tarak kullanımının saç derisindeki kan dolaşımını iyileştirdiği ve saç kaybını azalttığı kabul ediliyordu" dedi.

 

BU DA TEFECİLİĞİN BİR BAŞKA YOLU.SAKIN BU YANLIŞLARA DÜŞMEYİNİZ!

23/3/2009
Kredi kartı borcunuzu ödeyemezseniz ne olur?

Milliyet Gazetesi yazarı Güngör Uras, kredi kartlarıyla ilgili doğru bilinen yanlışları gözler önüne serdi. Kredi kartı borcunun ödenmemesi halinde vatandaşın başına ne gibi belaların da kaleme alındığı makale şu şekilde;

"Ayşe Hanım Teyzem soruyor: Bugünlerde halkımız kredi kartı faizinden yakınıyor. Başbakanımız kredi kartı kullananları azarlıyor. Nedir bu kredi kartı sorunu? Kredi kartı kullanan ne kadar faiz ödüyor? Kredi kartı borcu nasıl katlanıyor? Ayşe Hanım Teyzeme bilgi vermek için sordum, soruşturdum. Önce faizlerle ilgili temel bilgiyi vereyim.

Kredi kartı borçlarında bankaların alabilecekleri faiz oranlarının sınırını Merkez Bankası belirliyor. Daha önceki belirlemeye göre, kredi kartı borcunu kapatamayanlar ve taksitlendirenler için, en yüksek faiz aylık yüzde 4.39 idi. Buna yüzde 5 banka vergisi, yüzde 10 fon kesintisi ekleniyor. Aylık yüzde 5.05 ve yıllık yüzde 60.58 oluyordu.

Kredi kartı borçlarını zamanında ödeyemeyenler için gecikme faizi yüzde 5.14 oranında idi. Buna vergi ve fon eklenince aylık yüzde 5.91 yıllık yüzde 70.93 oluyordu.
Geçen cuma, bu faizler düştü. 1 Nisan’dan itibaren uzatmalarda en yüksek aylık faiz yüzde 3.96 olacak. Vergili ve fonlu aylık faiz yüzde 4.55’e, yıllık faiz yüzde 54.65’e yükseliyor. Gecikme faizi aylık olarak yüzde 4.71’e indirildi. Vergili ve fonlu aylık gecikme faizi aylık yüzde 5.42, yıllık yüzde 65 olarak uygulanacak.

Burada bir açıklama yapayım.
Kart işlemlerinde ‘faizin faizi’ uygulanmıyor. Birikimli faiz sorunu yok.
Bankaları dolaştım. Görevli hanımlarla (banka görevlilerinin nerede ise tamamı hanım) konuştum. Her banka farklı faiz uyguluyor. Ama genelde uygulama Merkez Bankası’nın belirlediği tavan faizi üzerinden yapılıyor.

Kart borcu faizi yüzde 54’i buluyor
- Taksitlendirme denilen uygulamada kart sahibi yüzde 54.65 yıllık faizle banka kredisi kullanmış oluyor.
- Halbuki bankadan doğrudan tüketici kredisi alıp borcunu kapatsa yıllık faizi yüzde 25.08 olacak.
Bu durumu dostum Ege Cansen eleştiriyor. Diyor ki,
- Borcunun tamamını hesap kesim tarihinden sonraki 10 gün içinde kapatamayan kart müşterilerine ait borçların, bankalar tarafından taksitlendirilmesi yanlıştır.
- Banka vadesinde ödenmeyen kartı iptal ederek, müşterisine yeni bir tüketici kredisi hesabı açsa idi, yıllık yüzde 25.08 faiz uygulayacak idi.
- Banka kartın ödenmeyen borcunu taksitlendirerek uzatınca yüzde 54.65 ‘erteleme faizi’ uyguluyor.
- Kredi kartı borçları ya hiç taksite bağlanmamalıdır. Bağlanıyor ise bankalar bu taksitleme işlemine, tüketici kredisine uygulanan ölçüde faiz uygulamalıdır.

Zamanında ödeyene faiz yok
Şimdi gelelim Ayşe Hanım Teyzem’in kredi kartı borcu faizinin nasıl işlediğine. Anlatılanları (yeni oranlara göre düzelterek) aktarayım.
- Diyelim ki Ayşe Hanım Teyzem 100 TL’lik harcama yaptı.
- Bankadan evine bir kâğıt geldi: “Hesap kesim tarihiniz 1 Nisan-Son ödeme tarihiniz 10 Nisan.”
- Ayşe Hanım Teyzem, 10 Nisan’da bankaya 100 TL verir ise ayrıca hiçbir faiz ödemiyor. Borcu kapanıyor.
Normal olanı budur. Çünkü kredi kartı bir borçlanma aracı değil, ödeme aracıdır. Eğer Ayşe Hanım Teyzem kredi kartı borcunu gecici bir sorun nedeni ile ödeyemiyor ise bankadan tüketici kredisi alır. Kredi kartı borcunu kapatır.

Kartta taksit, yüksek faize yol açıyor
Ayşe Hanım Teyzemin kredi kartı borcunu bir defada kapatmaya (1) Parası yok ise, (2) Tüketici kredisi alarak veya başka yerden para bularak da borcu kapatamadı ise bankadan yardım istiyor. (Mehmed Ali Bey... N’ooolur bana yardım et! diyor...) İşte o durumda ‘taksitleme’ devreye giriyor.
Kredi kartı borcunun uzatılmasına halk arasında ‘kredi kartı borcunun taksitlendirilmesi’ deniliyor.

- Ayşe Hanım Teyzem 100 TL borcunun tamamını ödeme günü ödeyemeyecek durumda ise, bankaya borcun en az yüzde 20’si kadar (20 TL) ödeme yapar ise, banka geri kalan borcunu yüksek faize bağlayarak yaşatıyor. (Faizi ödediği sürece geriye istemiyor!)
- Bu durumda kredi kartı iptal edilmiyor. Harcama sürdürülebiliyor.
- Borcun ödenmeyen kısmı için (toplam borcun yüzde 80’i için) aylık (vergili) yüzde 4.55, yıllık yüzde 54.65 oranında faiz işlemeye başlıyor.
n Bir ay sonraki ödeme tarihinde, ödemesi gereken toplam borç miktarı ne ise, tekrar onun da yüzde 20’sini ödeyerek borcunu (Yıllık yüzde 54.65 faiz yükü altına girerek) sürdürebiliyor. İşte buna ‘taksitlendirme’ deniliyor.

İcradan korkan taksite razı oluyor
- Ayşe Hanım Teyzem son ödeme tarihi olan 10 Nisan’da ödeme yapamaz ve de taksitlendirme talebi olmaz ise, banka kartı kullanıma kapatılıyor.
- Hesap kesim tarihi olan 1 Nisan’dan itibaren faiz işlemeye başlıyor.
- Faiz hesaplanırken, 1 Nisan - 10 Nisan arasında 100 TL borç için vergili yüzde 4.55, daha sonra 10 Nisan’dan başlayarak borcun yüzde 20’si için (20 TL) aylık (vergili) yüzde 5.42, borcun yüzde 80’i için yüzde 4.55 faiz işletiliyor.
- Ayşe Hanım Teyzemin borcuna, tamamını ödeyinceye kadar aylık yüzde 4.67, yıllık yüzde 56.03 faiz işlemeye başlıyor.
- Daha sonraki 2 ay ödeme yapılmadığında aynı şekilde faiz oluşuyor.
- 3 ayın sonunda da Ayşe Hanım Teyzem borcunu ödeyememiş ise, banka borç rakamına (100 TL) 3 aylık faizleri ekleyerek kanuni takibi başlatıyor. Ve de kredi kartını iptal ediyor.
- Önce noterden ihtarname geliyor. Ardından icra memuru kapıyı çalıyor.
- Ayşe Hanım Teyzem, kart borcunun 3 ay sonra ulaştığı rakam (ana para + faiz toplamı) üzerinden kanuni gecikme faizi ödemek zorunda kalıyor. Kanuni gecikme faizi (vergili) aylık yüzde 4.95, yıllık yüzde 59.35. Avukat masrafları ile mahkeme masrafları da faturayı büyütüyor.

Kötü olan kart değil, uygulama...
Tekrar edelim: Kredi kartı bir ödeme aracıdır. Borçlanma aracı değildir.
n Normal olan kredi kartı ile yapılan ödemelerden oluşan borcun bir ay içinde nakden ve tamamen ödemesidir. Bu durumda 1 kuruş faiz ödenmez.
- Normal olan kart sahiplerinin güçleri ölçüsünde harcama yapmalarıdır.
- Normal olan kart borcunu kapatmak için ve daha başka nedenlerle ihtiyacı olanların kart ile borçlanmak yerine, ‘tüketici kredisi’ kullanmalarıdır.
- Bizde kartla borçlanmak tüketici kredisi kullanmaktan güç olduğu için tüketici kolaya kaçarak kartla borçlanıyor.
-Ekonomik zorluklar, işsizlik, fakirlik içinde tüketici keyfinden değil ‘mecburiyetden’ kredi kartı ile borçlanmaya giderek daha fazla yükleniyor.
-Bankalar ise kredi kartı borcu faizinin cazibesi nedeniyle bu tür borçlanmalara göz yumuyorlar.

Taksitli satışların faizi fiyatın içinde
Ayşe Hanım Teyzemin merak ettiği bir başka konu da, firmaların kredi kartına nasıl taksit yaptıkları. Bir firma ilan ediyor: ‘Kredi kartına 12 ay taksit’ Bir başkası ‘Bizde 36 ay taksit var’ diyor.
Ayşe Hanım Teyzem ‘36 ay taksit’ ile satılan malı kredi kartı ile satın alır ve de kredi kartı borcunu, hesap ödeme tarihinde’ tamamen öder ise, bankaya hiçbir faiz ödemiyor. Satın aldığı malın bedeli 36 aya bölünerek her ay kredi kartı borcuna ekleniyor.
Ayşe Hanım Teyzem 36 ay süre ile mal bedelini faizsiz ödediğini sanıyor. Halbuki yanılıyor. Faizsiz kredi olmaz. Olamaz.
Taksitleme bir kredi işlemidir. Bunun da faizi vardır. Bu faizi sonunda Ayşe Hanım Teyzem ödüyor ama, faiz malın fiyatına eklendiğinden olan bitenden habersiz.
Taksitli satışlarda vadeli satılan malın taksit faizini bankaya satıcı firma ödüyor. Bu faizi de peşin peşin, satılan malın fiyatına bindiriyor.Ayşe Hanım Teyzem taksitli mal alırken faizi peşin olarak fiyatın içinde ödüyor.
İşte onun için Ayşe Hanım Teyzem ve de arkadaşları ‘Kredi kartına 12 ay... 32 ay... Taksitli Satış’ ilanlarına kanmamalı. Aldanmamalı. Bu durumda satış yapana şunları sormalı:
(1) Nakit ödeyerek alırsam, bunun fiyatı nedir?
(2) Taksitsiz, bir defada ödemeli kredi kartı ile alırsam , fiyatı nedir? O zaman fiyatın içindeki faizin yükü ortaya çıkar.

                                                                                             ALINTIDIR......

Bilgisayar başında çalışanlara ’20-20’ uyarısı!!!!

16/12/2008



Bilgisayarda 20 dakika çalıştıktan sonra gözleri kapatarak  ya da uzağa bakarak dinlenmek gözleri korur...

Doç. Dr. Özlem Evren, uzun süreli bilgisayar kullanımından kaynaklanan, “Ekrana Bakma Sendromu” olarak adlandırılan sorunların, göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.

Günde 6 saatten fazla bilgisayar başında çalışanların yüzde 75’inde, zaman içinde gözlerde yorgunluk, yanma, batma, kızarıklık, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikayetler görüldüğünü anlatan Evren, “Buradaki dikkat çekici nokta, bu sorunların daha önce göz sağlığı yerinde olanlarda ortaya çıkması” dedi.
Bilgisayar başındaki işlerin göz sağlığına olumsuz etkisinin masa başındaki diğer işlerden daha fazla olduğunu kaydeden Evren, şöyle konuştu:
“Kitap okurken gözler aşağıya doğru baktığı için, yakına bakmak ve gözün uyum sağlaması daha kolaydır. Gözleri yormaz. Oysa, bilgisayar ekranı karşısında yazıları, gözlerimiz düz karşıya bakarken okuruz. Bu, gözleri zorlayan bir durumdur. Ayrıca, bilgisayar ekranına düz baktığımız için göz kapaklarımız daha aralıktır. Bu durum, gözyaşının daha çok buharlaşmasına ve gözün kurumasına neden olur. Ayrıca, bilgisayar başında yoğun çalışırken göz kırpma sayımız yarı yarıya düşer. Bu durum da gözlerde kuruluğa neden olur.”
IŞIK YANSIMASI VE ÇÖZÜNÜRLÜK
Bilgisayar ekranından ışık yansıması ve çözünürlüğün de göz sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğuna dikkati çeken Evren, ekrandan yansıyan ışığın gözü yorduğunu bildirdi.

Bilgisayar ekranına doğru direkt aydınlatma yapılmaması gerektiğini anlatan Evren, “Bu, bilgisayar ekranının üzerine bir ayna konularak test edilebilir. Oturduğunuz noktadan aynada bir ışık kaynağı görüp görmediğinize bakın. Aynada ışık kaynağı görüyorsanız, ekrana direkt yoğun ışık düşüyor ve yansıyor demektir” şeklinde konuştu.

Ekranın çözünürlüğü arttıkça, yazıların daha kolay okunduğunu ve göz yorgunluğunun azaldığını belirten Evren, “Bilgisayar başındaki göz yorgunluğunun nedenlerinden birisi de teşhis edilmemiş kırma kusurlarıdır. Özellikle gizli, yani teşhis edilmemiş hipermetropisi olanlarda bu şikayetler daha çabuk ortaya çıkar” diye konuştu.

Evren, “Ekrana Bakma Sendromu”nun sağlıklı bireylerde bile problem olduğu düşünüldüğünde; kuru göz sorunu olan, göz yaşı miktarını azaltan ve vücuttan su atmaya yönelik diüretik grubu tansiyon ilacı, alerji için antihistaminik, doğum kontrol hapı ya da kontakt lens kullananlarda bu sorunun daha belirgin ve hızlı ortaya çıkacağı uyarısını dile getirdi.
ÇOCUKLAR VE BİLGİSAYAR
Çocukların bilgisayar kullanımına yönelik açıklamalar da yapan Evren, şunlara dikkati çekti:
“Çocuklar bilgisayar oyunlarına kendilerini çok kaptırırlar ve genellikle yorulduklarını fark etmeden gözlerini son noktaya kadar zorlarlar. Çocukların mükemmel uyum mekanizmaları olduğu için, gözleri ağrısa da kızarsa da bundan şikayetçi olmazlar. Bu da olumsuz durumun farkına varılmasını zorlaştırabilir. Göz kızarıklığı ve gözlerini ovuşturma, böyle bir durumda ortaya çıkan sorunların başındadır.”

Çocuklar için önemli başka bir durumun da bilgisayarların yetişkinlere göre ayarlanması olduğunu kaydeden Evren, çocukların bilgisayar karşısında ekrana bakmak için başlarını daha fazla kaldırmak zorunda olduklarını bildirdi.

Evren, bunun, çocukların göz kaslarının daha çok yorulmasına, gözlerinin kurumasına ve duruş bozukluklarından dolayı olumsuz beden gelişimine neden olduğuna dikkati çekti.
NELER YAPILMALI
Evren, bilgisayar kullanan çocukların gözlerini korumak için şu önlemlerin alınması gerektiğini bildirdi:
* Kırma kusurunu araştırmak için mutlaka göz muayenesi olmaları gerekir.
* Bilgisayar kullanım süreleri günde en fazla 3-4 saat ile sınırlandırılmalıdır. Her saat başında en az 10 dakika ara vermeleri, oturdukları yerden kalkarak hareket etmeleri sağlanmalıdır.
* Bilgisayar ekranının yüksekliği boylarına uygun olmalıdır. Ortam aşırı aydınlatılmamalıdır.
* Bilgisayar ekranının çözünürlüğü yüksek ve mümkünse yansıma yapmayan cinsten olmalıdır.
Evren, erişkinlere yönelik de şu tavsiyelerde bulundu:
* Teşhis edilmemiş bir kırma kusuru açısından göz muayenesinden geçmeleri yararlı olur.
* “20-20” kuralına uymak yararlıdır. Bilgisayarda 20 dakika çalıştıktan sonra, gözleri kapatarak ya da uzağa bakarak 20 saniye dinlenmek gözleri korur.
* Bilinçli olarak gözleri kırpmak göz yaşı kaybını azaltır.
* Bilgisayar ekranı göz hizasının altında olmalıdır. İdeali, bilgisayar ekranının orta noktasının, göz hizamızın 8-10 santimetre altında olmasıdır.
* Fazla yansımaya neden olacağı için bilgisayar ekranı pencereye dönük olmamalıdır. Daha ideali yansıma yapmayan ekran kullanmaktır.
* Çalışma ortamı fazla aydınlatılmamalıdır. Aşırı aydınlatma yapan masa lambalarından kaçınmak gerekir.
* Ekrandaki yazıların netliği ve rengi önemlidir. Görüntü yenileme frekansı yüksek ekranlar daha kolay okunabilir görüntü sağlar. Ayrıca beyaz zemin üzerine siyah yazı karakterleri, siyah zemin üzerine olanlardan daha az yorucudur.
* Çalışma ortamındaki havanın fazla kurumasını önlemek ve nemlendirmek çalışma konforunu artırır.
* 45 yaş üzerinde ve yakın gözlüğü takma ihtiyacı olanlarda yakın gözlüğü dışında, bir de bilgisayar ekranına odaklanan ‘Bilgisayar Gözlüğü’ kullanılması, ekrana aşırı yaklaşma gerekliliğini azaltır, okuma kolaylığı sağlar.
* Tüm bu önlemlere rağmen gözlerde kızarıklık, batma, yanma şikayetleri oluyorsa, koruyucu içermeyen yapay göz yaşı damlaları kullanılabilir.
* Sorunlar erken dönemde fark edilir ve gerekli basit önlemler alınırsa, kalıcı hale dönüşmesi önlenir.



Kaynak: ntvmsnbc.com

DENİZ ORTADAN İKİYE AYRILIYOR??????

27/10/2008

Deniz Ortadan İkiye Ayrıldı

Teolojik mitolojideki Hz. Musa mucizesinin aynısı bugün yaşanıyor. Deniz ikiye ayrılıyor ve insanlar denizin içinden karşıya geçiyor? Bakın nerede?

Hazreti Musa'nın Kızıldeniz'i ortadan ikiye ayırdığı mucizenin bir benzeri Güney Kore'de yaşanıyor.

Güney Kore'de bulunan Jindo adası dünyanın en şaşırtıcı doğal olaylarından birisine tanıklık ediyor.



Denizde yaşanan Med-Cezir sırasında deniz iki taraftan çekiliyor ve kara ortaya çıkıyor.

 


Ortaya çıkan kara 2.8 kilometre uzunluğunda ve 40 metre eninde. Görüntü aynen Hazreti Musa'nın Kızıldeniz'i ortadan ikiye yardığı olayı hatırlatıyor

 


Med - Cezir tarihlerinde adada artık geleneksel olarak bir festival düzenleniyor.

 
Güney Koreliler festivale adeta adaya akın ediyor

Milyonlarca insan denizin çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan bu yoldan adaya yürümek için burada toplanıyor.
[IMG]Milyonlarca insan denizin çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan bu yoldan adaya yürümek için burada toplanıyor.[/IMG]
Ancak Güney Koreliler'e göre bu olayın med cezir olduğuna inanmıyorlar.


Efsaneye göre Jindo Adasında yaşayan köylüler sık sık kaplanların saldırılarına uğruyorlardı.



Günün birinde kaplanlar bütün köyü kuşatınca köyde yaşayanlar can havliyle adanın komşusu olan Modo adasına yüzdüler



Bu arada köyün en yaşlı kişisi olan bir kadın yüzme bilmediği için Modo Adasına gidemedi.Sahile kadar yürüyen bu kadın, adaya geçemeyeceğini anlayınca Tnarıya dua etti.

Duası kabul olan bu kadın için o gün denizden bu yol açıldı.



Yüzme bilmeyen yaşlı kadın bu yoldan yürüyerek karşı adaya ulaştı ve kaplanlardan kurtuldu.



O günden bu yana bu efsane için adada toplanan Koreliler, aynı yolu yürüyerek geçerek Tanrıya dua ediyorlar.

 


Jindo Denizi Gelgit Festivali organizatörleri ise Guiness Rekorlar Kitabı'na kaydettirmeyi amaçlıyorlar.



Çünkü en uzun denizin çekildiği alan Jindo'da...

 

 

STRESTEN BİR GECEDE BU HALE GELDİ......!!!

8/8/2008



BÖYLEYDİ





BÖYLE OLDU....

Bir gecede bu hale geldi.Ünlü televizyon spikeri bir gecede bu hale geldi.İşini kaybetti tedavilerde işe yaramadı.Saçları bir gecede döküldü.İki yıl öncesine kadar İngiltere'nin en gözde televizyon spikerlerinden biriydi... Sunuculuk konusundaki başarısının yanı sıra güzelliği ilede dikkat çekiyodu.Oysa şimdi görenler tanıyamıyor.

NEOLDUM DEMEMELİ NE OLACAĞIM DEMELİ.... Allah sonumuzu hayır etsin güzellik gelip geçici arkadaşlar
.

MİRAC KANDİLİ KUTLU OLSUN

29/7/2008


ALLAH'in daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafindan mekkeden kudüse götürülmüstür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri asarak ''sidretül münteha'' denilen makama yükselmis ve ALLAH ile görüsmüstür. Bu yolculugun Mekke?den Kudüs?e kadar olan bölümüne isra Kudüs'ten ALLAH ile görüsmesine kadar ise Mirac denir. Bu görüsmede pegamber efendimize ümmet'i için 5 vakit namaz ve Mirac hediye edilmistir.

Gel ey Muhammed bahardir, dualar ardinda sakli, aminlerimiz vardir. Hacdan döner gibi, Miractan iner gibi gel gel. Bekliyoruz yillardir..

Yagmur yüklü bulutlar gibi gelen, etegindeki hayir cevherlerini basimiza bosaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapilmaniz dilegiyle.

İslam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN CANIM ANNEME....

10/5/2008

 

 

 

 

KREDİ KARTINA DİKKAT!...

1/5/2008

OCAK SÖNDÜREN,BAŞDÖNDÜREN,KARDEŞİ KARDEŞE DÜŞÜREN,CEBİMİZDEKİ YILAN.... DOĞRU KULLANILMAZSA BOMBA....

 

 

Kredi kartıyla bin YTL alışveriş yapan bir kişi, bu borcu asgari ödemeyle ancak 11 yılda tamamlayabiliyor. Borç bitene kadar, vatandaşın cebinden tam 15 bin 500 YTL çıkıyor.

Kredi kartı kullanırken tüketicileri en çok yanıltan, 'asgari ödeme tutarı' oluyor. Çünkü bu rakam ilk başlarda çok küçük ve ödenebilir olarak görüldüğü için yanıltıcı oluyor. Geçmiş yıllarda borcun yüzde 6'sına tekabül eden bu bölüm, önce yüzde 10, sonra da yüzde 20'ye çıkartılmasına rağmen gözümüze hâlâ küçük görünüyor. Tüketiciye kolaylık gibi sunulan bu ödeme şekli, gerçekte yüksek faizlerin yolunu açıyor.

YANILGI NOKTASI
Kredi kartı ile banka, aslında tüketiciye 1 aylık faizsiz kredi sunmuş oluyor. Örneğin ay boyunca 500 YTL harcama yapan bir kart sahibine gelen ekstrede toplam borç 500 YTL görünüyor. Asgari ödeme tutarı ise 50 ya da 100 YTL olarak belirtiliyor. 500 YTL harcama yapan tüketici buna karşılık 50 YTL ödeyerek kurtulacağını zannettiği için, bu psikilojiyle yanılgıya düşüyor. 50 YTL ödedikten sonra kalan 450 YTL'nin kendi borcu olduğunu unutuyor. Bu 450 YTL'ye faiz, hem de günlük olarak işlemeye başlıyor. Oysa tüketici harcadığı 500 YTL'yi ödese ve borcunu her ay kapatsa, hiç faiz ödememiş olacak. Şu anda 25 milyon kredi kartı kullanıcısından 20 milyona yakınının bu yöntemle, yani asgari miktarı ödeyerek borcunu ertelediği ve faiz işlettiği belirtiliyor. Asgari ödeme tutarına yatırılan para, daha sonraki aylarda yeni alışverişler yapıldığı için, bir süre sonra faizi bile karşılamayacak duruma geliyor. Bu kez tüketici faizini dahi ödeyemezken borcu giderek katlanıyor ve ödenmez hale geliyor. Ondan sonra da hacizlere kadar giden malum süreç başlamış oluyor.

SEVİLMEYEN MÜŞTERİ
Bankalar genelde borcunun tamamını ödeyen ve faizden kurtulan müşterileri sevmiyor. Bu şekilde 1-2 yıl borcunun tamamını ödeyenlerin kart limitlerinin çok da artırılmadığı görülüyor. Oysa borcunu faizlendiren, hatta temerrüde düşen tüketiciler, bankaları ve hukuk servislerini çok uğraştırsalar da, en sevilen müşteriler arasında. Çünkü bu tüketicilerin borçları 1'ken 10 olarak tahsil ediliyor ve banka kolayca kazanıyor.

 

(Takvim)

 

                                                 

 

Doğru kullanırsan...                                  Doğru kullanmazsan heran ısırabilir.

MSN'de NELER OLUYOR?....

25/4/2008

Rahip kelimesi ile birlikte MSN'de bir çok kelimenin yasaklı olduğu ortaya çıktı... Teknoloji sitesi Shiftdelete.net bunları derledi...
MSN'deki yasak listesi
MSN üzerinden gönderilen virüslerin kullandığı dosya isimleri de yasaklılar listesinde. Aşağıda, bu amaçla kullanılan en popüler isimler mevcut.

İşte yasaklı kelimeler;

.pif
imp.exe
bush-gracioso.exe
album.zip
photos.zip
images.zip
myalbum2007.zip
img301.zip
img1756.zip
hoto234.zip
pic.zip
g038_jpg.zip
secretimages56.zip
love33.zip
monica.zip
img-0012.zip
imag091307.zip
pic1273.zip
img-3773.zip
img-6434.zip
img-8197.zip
img-0950.zip
picts-7053.zip
mypictures.zip
image25.zip
pics.zip
foto.exe
fantasma.zip
impluse.exe
downgrdr.exe
photo656.jpg
photo234.zip
img021.zip
tanyababe.zip
stuff.zip
fotos.zip
tufoto
get-messenger
2nnvc7
blockinrio
messaging-names
pictura002
messenger-scan
summer2008
messengerdeletechecker
photoalbum2007


(Kaynak:
www.shiftdelete.net)

« Önceki ::

Google Gruplar
egitimspormizah grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Google
mamcellat h2o Site Dizini Site Ekle Türkçe Arama Motoru, Web, Altyazı, Email Arama Motoru ve Portalı
Kolay hit Toplist

Blogcu ile yapıldı

Site Dizini